5 Temmuz 2017 Çarşamba

YAZ GÜNLÜKLERİ-VOLUME 1

Uzuuun bir aradan sonra, güneşli günler gelince, havalar “şükür artık yaz geldi” dedirtince benim de aklıma sevgili bloğum geldi.
Bizler yani kadınlar yaz gelince ilk ne yaparız?
Tabi ki diyet. Sürekli “ay nasıl giricem o pikinilerin içine” nidaları eşliğinde internetten, eşten dosttan zayıflama tüyoları, yürüyüşlere başlamalar, spor salonlarına kayıtlar… Bugün, yazın ilk günlüğünü bu oldukça ehemmiyetli konuya ayırıyorum efenim.
Sevgili hanımlar;                                                         
  • Bir kere şunda anlaşalım, “yaz geldi psikolojim bozuldu, herkes tatile gidiyor, o sanatçılar falan cıbıl cıbıl hep tatildeler valla” durumlarını bir tarafa bırakalım. Bizim psikolojimiz genelde bozuk. Kışın hava kapalı diye, yazın nasıl zayıflarım, nasıl tatil yapabilirim, ne giyerim, ne yerim diye diye biz kendimize mutlaka dert edecek bir şey buluruz. Cem Yılmaz’ın dediği gibi boşuna değil ayda bir update olmamız. Geçecek bunlar merak etmeyin.
  • Zayıflama konusunda herkesin her dediğini uygulamayın, her bünye farklı.  Misal, detoks müthiş bir şey dediler, 1-2 gün yalnızca sıvıyla besleniyorsun en az 1 kilo gidiyor dediler. Zaten hepi topu 5 kilocuk  fazlam var (doğumlardan sonra her seferinde 28-30 kilo zayıflayan bendeniz için 5 kilo denmez, kilocuk denir), onun birazını detoksla veririm belki diye denedim. Efendim ilk gün sadece çay, çorba, su nev’i şeyler tüketip hiç katı yemedim. Gece 24.00 itibariyle benim canım midem açlıktan, sokaktaki kedilerle yarışır bir halde “maaaww” diye bağırıyordu. Takmadım, sabaha kadar ağladı midem garibim ama dinlemedim, sabah aç karnına kalktım tartıldım 1 kilo almışım. You tube’taki delirmiş insancık videolarına benzer bir şekilde, üzerine çıktığım teraziyi kırk parçaya bölmek üzereydim, la havle’lerle geçiştirdim. 2. gün de denedim, sonuç aynı. Eşinizin, “yaw gece de yatağa kedi gelmişti sanki” dalgalarına maruz kalmak istemiyorsanız, vücudunuzun detoks’a uygun olup olmadığını bi tartın öyle yapın derim canlarım.
  • Bununla birlikte, gerçekten incelten yöntemler yok mu var, ben şahsen bana uygun olanları denedim buldum ve uyguluyorum. Misal;
    • Gece uyumadan önce toz tarçınlı yağsız süt içiyorum, sabah tok uyanıyorum.
    • Gün boyu 2 lt. su içerdim, 3 lt’ye çıkardım ama suyun içine limon ve çubuk tarçın atıyorum. O kadar alıştım ki artık sade su çok yavan geliyor. Yalnız bunu uygulayacaksanız şuna dikkat edin, çok tanımadığınız biriyle yan yana yürüyorsanız, yürüdükçe o kadar suyla dolmuş bünyeden gelecek “lık lık lık” sesini göze alarak, böyle bir yürüyüşten en az 1 saat evvel mideye suyu gönderdiğinizden emin olun.
    • En has yemeklerim, içinde envayi çeşit bulunan salatalar oldu. Öğle yemeklerinde, kısırlı, mısırlı (az olacak tabi), bol yeşillikli, az yağlı, biraz rendelenmiş havuçlu salata, hiç burun kıvırmayın alışınca nefis oluyor.
    • Akşamları 1 kase yoğurtlu kara buğday yiyorum. Doyuyor muyum tabi ki hayır, yatmadan 2 saat evvel bir de meyve yiyorum. Vallahi yine doymuyorum ama yatmadan önce içtiğim tarçınlı süt iyi geliyor.
    • Uzun zamandır devam eden bir “inceltici korse” modası var, belki duymuşsunuzdur. Yıllar evvel ilk doğumumdan sonra denemiştim, “ayy nefes alamıyorum” nidalarıyla çıkarmıştım. Şimdi onun çengellileri çıkmış. Hani şu kovboy filmlerinde kadınlar böyle bir direğe sarılırlar, arkalarındaki kadın da korsenin ipliklerinden çeker de çeker, bel incecik olacak şekilde ayarlanıp bağlanır ya işte o mantıkla üretilmiş. Belki kullanabilirim diye denemek için aldım, aynen filmlerdeki gibi sıka sıka giyiyorum. İşe yarıyor gerçekten, en azından göbek içerde duruveriyor. Ayrıca, korse sayesinde göğüsler de kalça da daha dik duruyor, postür ciddi güzel görünüyor yani. Eski kadınlar biliyorlar bu işi. Benim gibi ilk başlarda bunun faydasına ikna olmakta zorlanıyorsanız şöyle düşünün; uzun süre sargı beziyle sarılan kolunuz bile incelmiyor mu kardeşim, hem Çinli kadınlar eskiden ayakları küçük olsun, belleri ince olsun diye sıkı sıkı bağlamıyorlar mıydı, kovboyların hanımlarının gobeği mi vardı, hah işte o mantık.
    • Bu yıl henüz uygulamaya başlayamadım ama kesinlikle biliyorum en iyi incelme yöntemi, yürümek. Öyle az buz değil günde en az 5 veya 7 km. yürümek. En kısa zamanda yine dere tepe yürümeyi hedefliyorum.
Elbette ki bunlar benim vücuduma uygun öneriler. Ben biliyorum ki, az ama sık yemek bana iyi gelmiyor. Ayrıca sırf az ama sık yiyeceğim diye yemediğim yeşillikli yemekleri bile sever, yer oldum. Sağ olsunlar diyetisyenler sayesinde artık yemek seçmiyorum. Lütfen siz de kendinize uygun olan zayıflama yöntemini belirleyin ve ona göre bir program uygulayın. 
Kitaplar;
Homo Deus:
O kadar okudum okudum sonra havalar ısınınca bir rehavet geldi bana, okuyamıyorum, her boş anımda telefonumda oyun oynuyorum. Ama azimliyim, kendimle kavga ede ede Homo Deus kitabını bayağı okumayı başardım. Gerçi şimdiye kadar çoktan bitmiş olması gerekirdi. Ama bunda yazarın bu kitapta biraz daha derin konulara girmiş olmasının ve ilk kitap kadar akıcı olmamasının da etkisi büyük.
Cesur Yeni Dünya:
Kitap, 1932 yılında Aldous Huxley tarafından yazılmış ve olmayan bir dünyayı anlatıyor. Bebekler kuluçka merkezlerinde üretiliyor, anne babalık söz konusu bile değil. Yaşam düsturu; “Herkes herkes içindir”. Bu yüzden cinsellik serbest, karı koca kavramı yok. Canı isteyen herkes istediğini yaşayabilir. Çünkü yaşam mutluluk üzerine kurulu ve yazar bedensel hazzın mutluluğun sırrı olduğunu anlatıyor. Ya da tam aksi, bedensel hazzın geçici bir mutluluk sağladığını asıl mutluluğun bu olmadığını anlatıyor. Kitabı bitirebilirsem anlayacağım inşallah.
 
*Grup Yorum- Yeni Baştan
Dean Martin-Sway
(İki şarkının birbiriyle hiç alakası yok ama bu benim işte, daldan dala)